27 Nisan 2018 Cuma

Asp.net click event çalıştırma

Asp.net click event çalıştırma etkinliği, asp.net içerisindeki bir web kontrolüne bir etkinlik atama anlamını taşır. Bu web kontrölü click etkinliği alabilecek bir kontrol yada Button olmalıdır.


Etkinlik Nedir ?


Etkinlik bir nesnenin var olan durumundan başka bir duruma geçebilmesi için gerekli aksiyondur. İlk okulda öğretilen fişlerden bir örnekleme yapacak olursak, Ali otur. Oturmak, oturma durumunda olmayan Ali’nin oturma eylemine girişmesidir. Işık ılık süt iç. Işık süt içmeyen bir durumdayken, Işık’ın süt içme eylemine girişmesini ifade eder.


Bu işlemi Asp.net üzerinde ifade etmek gerekirse ;


Ali.otur


Işık.ılık.süt.iç.


Asp.net Clik Event


Click event web sayfasında bir Button etkinliğini görüntüler. Bu etkinliğin içerisinde ne olacağını belirtmeniz gerekir. Click event button server controle üye, System.Web.UI.WebControls ad alanı altında bulunur. Button kontrolü, kullanıcıların web sunucusuna bir sayfa göndermesine izin verir. Button.Click içerisine yazacağınız etkinliğiniz ne ise o işlem gerçekleşir.


 


Ayrıca Click eventının dışında Onclick etkinliğide kullanılabilir. Button denetimine tıklandığında Buttın tıklanma olayı oluşur. Tıklama olayı, düğme denetimi, gönderme düğmesi gibi bir ilişkilendirici komut adı içermediğinde yaygın olarak kullanılır. CommandName özelliği ile bir düğmenin komut adını belirtebiliriz. Gönder düğmesi bir komut adı içermez ve sadece sayfayı web sunucusuna geri gönderir. Gönder düğmesine tıklandığında herhangi bir eylemi programlı olarak gerçekleştirmek için tıklama olayı için bir olay işleyicisi yazabiliriz.


 


Aşağıdaki asp.net c # örneği kodu, buton kontrolünde tıklama olayını nasıl kullanabileceğimizi gösterir.


 


Button Click Event


protected void Button1_Click(object sender, System.EventArgs e)


Label1.Text = “Merhaba dünya.”;


Bu örnek kodda iki düğme ve bir etiket kontrolü oluşturduk. Her iki düğmenin de tıklama etkinliği vardır ve her ikisi için de tıklama etkinliği işleyicisine sağladık. Birisi herhangi bir düğmeyi tıkladığında, belirtilen düğmenin tıklama olayı çalışır ve etiket kontrol ekranını geri yükledikten sonra hangi düğmeye tıklanır.


 


Özet : Bu işlemde göründüğü gibi Button1.Click event bölümüne Label1.Text içindeki yazısına buton1 tıklayınca Merhaba dünya yazdırmış olduk.


 


Diğer bir html arayüzünden kullanımı şu şekilde olmalıdır. Aynı asp.net button click event kodlarını c# üzerinde de çalıştırmak mümkündür.




<%@ Page Language="C#" %>


 


 



Asp.net click event çalıştırma

26 Nisan 2018 Perşembe

Ayak ağrısı nasıl giderilir bitkisel çözüm

Ayak ağrısı her insanda görülebilen bir rahatsızlıktır. Ayak ağrısı genellikle topraklarda ayak bileğinde ya da tarak kemikleri olabilir. Dar giyinen ayakkabı aşırı yürüyüş kalsiyum eksikliği ve diğer sağlık sorunları ayakta ağrıları neden olabilir. Tırnak batması ve diyabette ayak ağrılarına neden olabilir. Yürürken ayak ağrısı  için doğal ve bitkisel çözümler de uygulayabilirsiniz. Ayak ağrısı nasıl giderilir bitkisel çözümleri aşağıda aktarlardan ve marketlerden alacağınız ürünlerle uygulayabilirsiniz.


Ayak Ağrısı Nasıl Giderilir Bitkisel Çözüm


Ayak Ağrısı Neden Olur?


 


Sıcak veya soğuk su terapisi ayak ağrılarına affetmedi etkili olabilir sıcak su tedavisi kana kışını teşvik eder soğuk su tedavisi ise ayaktaki şişkinliğe ve ağrıyı hafifletir. Ayaklarınıza soğuk veya sıcak kompresler ve uygulayabilirsiniz. 10 veya 15 dakika ayak üzerinde bekletmeniz yeterli olacaktır. Ayrıca bir kovaya soğuk su koyarak daha rahat oturulur bir pozisyonda ayaklarınıza hafif hafif masaj yaparak da rahatlatabilirsiniz aynı şekilde sıcak su içinde de uygulayabilirsiniz.


Ayak Ağrısına Ne İyi Gelir


Sirke birçok hastalık da kullanılmaktadır. İltihabî azaltırken burkulma sonucu oluşan ayaklarda doku kas problemleri içinde oldukça etkili ve rahatlatıcıdır. Bir kova suyu iki yemek kaşığı sirke eklenir. İki yemek kaşı tuz da eklendikten sonra ayaklarınızın bu karışımın içinde 15 dakika boyunca bekletmelisiniz. Eşit miktarda su ve sirke karıştırılarak bir havlu yardımıyla karışım ayakları uygulanır, 10 dakika kadar ayakları sarılarak beklenir. Bu karışımı soğuk ve sıcak olarak da uygulayabilirsiniz. Her gün iki ile dört kez tekrarlanmalı.


Ayak Ağrısı Nasıl Giderilir Bitkisel Çözüm 2


Tuz  ayak ağrılarında ve kas zayıflarında  kullanabileceğiniz önemli bir araçtır. Tuz ağrıyı yatıştırmaya yardımcı olur. İki yemek kaşığı tuzu sıcak su ekleyerek kova içinde 10 15 dakikalık bekletilir ve böylece rahatlaması sağlanır. Tuz ciltte kuruma yapabileceği için bu uygulamadan sonra nemlendirici kullanılması gereklidir.


Buz ağrı ve şişlikleri hafifletmek için kullanılır buzu bir torba içinde etkilenen bölgeyi hafif hafif dairesel hareketlerle masaj yaparak uygulayabilirsiniz.Sıcaklığın düşük olması geçici olarak acıyı hafifletir bölgenin uyuşmasını sağlar ve sinir uçlarını etkileyerek ayaklarımızın rahatlatır şişlikleri de azaltır.Buz tedavisine 10 dakikadan fazla kullanılmamalıdır. Uzun süreli kullanılan buz ayakta yanmaya tahriş etmeye deriye ve sinirlere zarar verebilir.


 


Karanfil yağı, eklem ağrısı ve mantar tedavisinde de kullanılmaktadır ve etkilidir.  Tırnak mantarlarına kullanıldığında kan dolaşımını arttırır ve ağrıyı da hafifletir. Ağrının hızla geçmesini sağlar. Masaj yaparak karanfil yağı uygulayabilirsiniz. Kan akışını teşvik ederken kasları gevşetir günde birkaç kez ayaklı topuk bölgesine karanfil yağı ile masaj uygulayabilirsiniz. Eğer cildiniz hassas ise zeytinyağı ve karanfil yağı karıştırarak uygulayabilirsiniz.


ayak altı ağrısına ne iyi gelir


Kırmızı biber, Kas ağrıları kas zorlanmaları bel ağrısı gibi ağrıyan ayakların rahatlamasında kullanılır. Çorap içine biraz acı biber koyarak da hem ayakları sıcak tutmaya yardımcı olur ısı ayak ağrılarınızın hafifletmesini de sağlar. Bir çay kaşığı kırmızı biber tozu kova içindeki sıcak suya eklenir birkaç dakika ayaklarımızın bu karışımın içine bekleterek ardında ayaklar durulanır. Bu uygulama yatıştırıcı bir etkiye sahiptir ve ağrıların hafifletmesini sağlar.


 


Adaçayı  ayakta zorlanma burkulma nedeniyle oluşan ağrıyı, hafifleterek acılarınızı dinlendirmeniz diğer bir bitkisel çözümüdür. Adaçayı ayak kokusunu da azaltır bir avuç adaçayı yaprağı hafifçe ovalanarak bir tencere suya eklenir. İçine birazda elma sirkesi konarak bu karışım kısık ateşte 5 dakika kaynatıldıktan sonra soğumaya bırakılır. Pamuklu bir bez yardımı ile ayakları uygulanmalıdır.


Ayaklarınızı gün içinde baskıya ve yorgunluğa maruz kaldığından akşam evde mutlak soğuk veya sıcak bir kova içinde masaj yaparak ayaklarınızın ağrısını hafifletirsiniz. Ayak altı ağrısına ne iyi gelir bir yastık koyarak uzandığınızda rahatlama sağlayacaktır.Ayak ağrılarınız devamlı tekrar ediyorsa doktor tedavisinin yanı sıra kaplıcalara gitmenizde faydalı olacaktır.
Ayak Ağrısı Nasıl Giderilir Bitkisel Çözüm 3


 


 


Kaydet



Ayak ağrısı nasıl giderilir bitkisel çözüm

@@Error fonksiyonu

@@Error fonksiyonu sql dili içerisinde önemli sql fonksiyonlarındandır. Sql server‘ın verdiği hatayı tespit edebilmek için kullanılır. Tablolarda yapacağımız sorgularda yada üreteceğimiz prosedür yada triger kullanımlarında verilen hatayı yakalayabilmek için bir değişken kullanıp, verilen hata kodunu o değişkene atarak hatanın sahip olduğu, hatanın numarasını seçebileceğiz. @@ ERROR sorgulama process işlemi satır satır yürüdüğünden silinmektedir. Bu sebeple yürütülen her bir ifadede sıfırlandığından, doğrulanan hatayı bir değişkene atayarak, değişkeni sorgulamalıyız. Sorgulama bittiğinde @@Error fonksiyonu sıfır değerini döndürecektir.


@@Error kullanımı


Kullanılan T-SQL sorgulamasının hata numarasını döndürmek için aşağıdaki gibi bir örnek kullanımı mümkündür. Geri dönen veri tipleri integer veri türündendir.


@@ERROR

Geri Dönüş


Eğer @@Error fonksiyonu kullanımından önce bir sorgulamanız var ise, bu sorgulamada @@Error fonksiyonu kullanmadıysanız ve önceki bölümden gelen hatalardan kaynaklı bir problem oluşmuşsa @@ERROR fonksiyonu sıfır değeri döndürecektir.  Hata, sys.messages katalog görünümündeki hatalardan biriyse, bu hata için @@ ERROR, sys.messages.message_id sütunundaki değeri içerir. Sys.messages’da bir @@ ERROR hata numarasıyla ilişkili içeriği döndürür.  


 


Eğer daha fazla hata kontrolü yapmak isterseniz TRY CATCH bloğunu kullanabilirsiniz. Try Catch bloğu bize @@ERROR fonksiyonundan çok daha fazla bilgi vermektedir. Try catch bloğu daha ayrıntılı ve veriye dönük rapor ve hata bilgileri verdiği için. veri kaynaklı hata kontrollerini yapmak daha kolay olacaktır. Ayrıca Try Catch bloğu bize aşağıdaki fonksiyonlarında desteklediğini bilmeliyiz.


(ERROR_LINE, ERROR_MESSAGE, ERROR_PROCEDURE, ERROR_SEVERITY ve ERROR_STATE) 

@@Error Örnek Kullanımı


Daha oluşmamış yani var olmayan bir tabloyu sorgularsak, olmadığı için hata alırız. Bu işlemi birlikte yapalim.


DECLARE @HataNo INT;

DROP TABLE OlmayanTablo;

SET @HataNo = @@ERROR;

IF @HataNo > 0 BEGIN

PRINT "Hata Var ve hata hatano değişkenine atandı"

PRINT @HataNo ;

PRINT "Hata Var ama error fonksiyonu sıfırlanmış olacaktır"

PRINT @@ERROR;

END;

 



 


Görüldüğü gibi olmayan tabloyu drop etmeye yani kaldırmaya çalıştığımızda bize hata verdi. Bu hatayı @HataNo değişkeni alıp ekrana yazdırdığımızda hatayı numarasını almış olacağız. Ancak @@Error fonksiyonunun değerini ekrana yazdırdığımızda bize sıfır değerini döndürmüş. Bunun sebebi SQL server kodları satır satır çalıştırırken, başka hata olup olmadığını anlamak için, @@Error değişkenini sıfırlıyor ki bir sonraki hata numarasını @@Error değişkenine atayabilmesi için. Biz de bu noktada yerel bir değişken ile @@Error değişkenine gelen hata numarasını @Hatano değişkenine atadık.


Kaynak : Microsoft


@@Error fonksiyonu

kanser türleri

Hemen herkes tarafından bilindiği üzere vücut sistemleri üzerinde en tehlikeli ve geniş tahribata neden olan hastalıklar, kanserlerdir. Günümüz tıp literatüründe kabul gören kanser türleri sayısı 100’ e yaklaşmıştır. Dolayısıyla kanser, üzerinde hayli durulması gereken kritik bir hastalık statüsünde varlığına devam etmektedir.


En sık karşılaşılan; akciğer kanseri, kan kanseri, karaciğer kanseri, mide kanseri, pankreas kanseri, testis kanseri , prostat kanseri, yumurtalık kanseri, rahim kanseri, meme kanseri, tiroid kanseri, cilt kanseri de dahil olmak üzere hemen hemen bütün kanser türleri için kritik önem taşıyan nokta; erken dönemde teşhis edilerek tedavilerine başlanmasıdır. Etkilediği bölge dışına yayılım gösteren kanserlerde tedavi olanağı %30-35 bandında zorlaşmakta, kimi bireylerde ise bu yüzdeler daha da artmaktadır.


Kanser hastalığın vücut sistemlerine yaptığı büyük olumsuzluklara genel ifadelerle değindikten sonra, en sık karşılaşılan kanser türlerinden bahsetmek gerekir.


Akciğer Kanseri



Her ne kadar toplumsal bir yanılgı olarak akciğer kanserinin temel nedeninin sigara olduğu varsayılsa da, yapılan incelemeler neticesinde sigara kullanmayan birçok bireyin de akciğer kanseriyle karşı karşıya kaldığı görülmüştür.


Solunum sisteminin temelini oluşturan akciğerde, birtakım tetikleyici faktörlere bağlı olarak gelişen kanserli hücrelere en genel ifadeyle akciğer kanseri olarak tanımlanır. Akciğer kanseri temel olarak;


  • Küçük hücreli olan.

  • Küçük hücreli olmayan.

şeklinde ayrıma tabi tutulur.


Cinsiyet ve yaş, akciğer kanserinde etkin rol oynar. Erkek bireyler kadınlara kıyasla daha fazla sigara ve alkol tükettiğinden dolayı akciğer kanseri, erkek bireylerde daha sık karşılaşılan bir kanser türüdür. Fakat buna karşın; kadınlarda görülen akciğer kanserini yayılım hızı erkeklere oranla çok daha hızlıdır. Dolayısıyla, kadınlarda ortaya çıkan kansere daha erken teşhis ve müdahale edilmesi gerekir. Yaş açısından bakıldığında ise 50 yaş ve üzeri özellikle de sigara kullanan bireylerin risk kapsamında yer aldığını belirtilmelidir.


Başta kemik ve karaciğer olmak üzere birçok doku ve organa yayılım gösterebilen kanserli hücreler, erken dönemde tanı koyularak tedavisine başlanılmadığı takdirde hasta için ölümcül sonuçlar doğurabilir. Kanser türleri içerisinde akciğer kanseri bu özelliği ile ön plana çıkar.


Son olarak hastalığın temel belirtilerine değinmek gerekir, Akciğer kanseri belirtileri şu şekilde ifade edilebilir;


  • Göğüs bölgesinde ağrı ve nefes alışverişinde zorlanması.

  • Bireyin yutkunmasının güçleşmesi ve balgamda düşük miktarlarda da olsa kan bulunması.

  • İştahsızlığa bağlı olarak bireyde ani kilo kayıpları.

Hastalığın semptomlarının bireye ve kanserli hücrelerin yayıldığı dokulara bağlı olarak değişkenlik gösterebileceği unutulmamalıdır.


Kan Kanseri


Daha çok lösemi ismiyle bilinen kan kanseri, kan üretiminin temelini teşkil eden hücrelerin yapısal olarak deformasyona uğraması ve kontrol mekanizması dışında çoğalarak vücut sistemlerinin genelini etkilemesi olarak tanımlanabilir. Kan kanseri, diğer kanser türleri ile kıyaslandığında yayılım gösterebileceği muhtemel alanın genişliği ile ön plana çıkar.



Tedavisinde geç kalındığı takdirde kan ve lenf sistemleri yoluyla birçok dokuya sıçrayarak etki gösterme özelliğine sahiptir olan kan kanseri, akut ve kronik şeklinde iki temel ayrıma tabi tutulur.


  • Akut Kan Kanseri: Kanserli hücreler olgunlaşmamış akyuvarlarda oluşum gösterir ise akut kan kanseri olarak tanımlanır ve bu kanser türü hızlı seyir göstererek kısa sürede etki alanını genişletir.

  • Kronik Kan Kanseri: Olgunlaşmış akyuvarlarda görülen kanser oluşumları için kullanılır. Yavaş seyirlidir ve bu durum erken dönemde hastalığın teşhisini zorlaştırabilir.

Fiziksel aktiviteler sırasında anormal ölçülerde erken yorulma, sürekli halsizlik hissi ve cildin sarımtırak bir renk alarak soluk gözükmesi; kan kanserinin en önemli semptomlarındandır. Belirtilen bu semptomlara ek olarak; vücut bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle ortaya çıkan kronik gribal enfeksiyon ve cilt kanamaları da hastalığın belirtisi olabilir. Elbette hızlı yayılım gösteren kan kanserinde semptomlar, kanserli hücrelerin yayıldığı organların sistemdeki rolüne bağlı olarak farklılaşabilir.


Kan kanseri çocuklarda görülen nadir kanser türlerinden biridir. Özellikle bağışıklık sistemini yeni oluşturmaya başlamış çocuklar enfeksiyondan uzak tutulmadıkları takdirde lösemi ile karşılaşma riskleri büyük ölçüde artar. Dolayısıyla, 2-10 yaş grubundaki çocukların bağışıklık sistemini kuvvetlendirici besinler tüketmesine hayli dikkat edilmelidir.


Pankreas Kanseri


Kanser türleri içerisinde ölümcül niteliği bakımından ilk dört sıra içerisinde yer alan pankreas kanseri, 21. yy’ ın gelişen teknolojik imkanlarına rağmen ilaç ile tedavi edilememekte olup, tedavinin esasını cerrahi müdahaleler ve kemoterapi uygulamaları oluşturur.



Temel görevi; glikojen ve insülin hormonları ile kandaki glikoz yoğunluğunun ayarlanması olan pankreas, buna ek olarak; temel besin gruplarının yapıtaşlarına ayrıştırılmasında da rol alır. Pankreasta oluşum gösteren kanserli hücrelerin birçoğu kanallarda ortaya çıkar ve önce pankreas daha sonra da diğer dokulara sıçrayarak etki alanlarını genişletir.


 


Metastatik yayılım olarak ifade edilen; kanserli hücrelerin diğer organlara sıçraması durumunda genellikle tedavi; hastanın yaşam süresinin uzatılmasına yöneliktir. Çünkü; müdahale edilmesi gereken alan hayli genişler ve radyo-kemoterapi kullanılsa dahi bu ilerleme belirli oranlarda durdurulabilir.


Hastalığın oluşumunda etkin rol oynayan temel iki faktör; sigara ve genlerin etkisidir. Genler, tüm kanser türleri özelinde olduğu gibi pankreas kanserinde de aktif rol oynar. Bu iki faktöre ilaveten; yaş ilerlemesi, fazla kilolar, tek yönlü beslenme, şeker hastalığı ve petro-kimya türevi ürünlere maruz kalınması da hastalığı tetikleyebilir.


Mide Kanseri


Küresel ölçekte bakıldığında, en sık rastlanan kanser türleri arasında dördüncü sırada yer alan mide kanseri, kısa sürede mide dışı doku ve organlara yayılabildiğinden dolayı hastanın yaşantısını hayli tehdit eden bir kanser türüdür.


Özellikle bireyin uzun yıllar yanlış beslenme tarzını uygulaması, bakteriyel enfeksiyonlar, genetik faktörlerin etkisi ve alkol – sigara kullanımı, mide kanseri nedenleri kapsamında üzerinde durulması gereken temel faktörlerdir.



Etki dereceleri açısından bakılacak olursa; mide kanserlerinin % 40 gibi önemli bir miktarının enfeksiyonlar, % 10’ luk kısmının ise genetik faktörler etkisi altında ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, vücut için tehdit olarak algılanmayan enfeksiyonların kanser oluşumunu tetikleyebileceği unutulmamalıdır.


Hastalığı ortaya çıkartan nedenler ile tedavinin doğrudan ilişkili olduğu göz önünde bulundurulursa; mide kanseri nedenlerinin kapsam olarak sınırlı olmasının hastalar için önemli bir avantaj doğurduğunu ifade etmek yanlış olmaz. Bu açıdan bakıldığında mide kanseri, özellikle erken dönemde teşhis edildiği takdirde diğer kanser türleri ile kıyaslandığında daha kolay bir hastalıktır.


Mide kanseri belirtilerine bakıldığında ise; midedeki yanma ve yutkunma zorluklarının ön plana çıktığı görülür. Kanserli hücreler etki alanını genişlettikçe şikayetlerde de değişkenlikler olabilir. Örneğin; olağan dışı iştahsızlıkla birlikte gelen kilo kaybı ve dışkıda kanama görülmesi, ilerleyen evrelerde ortaya çıkan semptomlardır. Erken dönemde hastalığın semptomları gastrit ve mide üşütmesi ile karıştırılmaya müsait olduğundan bu durum hastalığın teşhisinde birtakım zorluklar meydana getirebilir.


Tüm kanser türleri için geçerli olan; “Erken teşhis tedavi başarısını büyük ölçüde arttırır.” ifadesi, mide kanseri için de geçerlidir.


Mide kanseri tedavisi kapsamında temel noktayı; cerrahi müdahale ile kanserli bölgenin vücuttan çıkartılması oluşturur. Kanserli hücreler midenin tümüne yayıldıysa cerrahi müdahale kritik bir seçenek olacağından öncesinde kemoterapi, radyoterapi ya da ilaç tedavisiyle kanserli hücrelerin etkisi azaltılır, daha sonra müdahale edilir. Midesinin tamamı kanserli hücreler tarafından işgal edilen ve bu nedenle çıkartılan hastalarda, bağırsak dokusundan yeni bir mide yapılarak uygun diyet politikaları ile tedaviye devam edilir.


Karaciğer Kanseri


Sürekli yorgunluk hissi, mide bulantıları ile birlikte ortaya çıkan kusma, cildin sarımtırak bir hal alması ve dışkıda anormal beyazlıklar semptomları ile kendini belli eden karaciğer kanseri, metastatik yani diğer doku ve organlara kan ya da lenf sistemi yoluyla yayılım gösterme özelliği olan bir kanser türüdür. Karaciğer kanseriyle ilgili bilinmesi gereken bir diğer önemli nokta; semptomların erken dönemde büyük ölçüde kendini belli etmediği ve bu durumun da hastalığın tedavisinin gecikmesi üzerinde doğrudan etkili olduğudur.


Diğer kanser türleri ile kıyaslandığında karaciğer kanserini ortaya çıkartan etkenlerin varlığının tespit edilmesinin daha güç olduğunu belirtmek gerekir. Bu nedenle; hastalığın nedenlerinden ziyade, risk grupları üzerinde durmak gerekir.



Hepatit B ve C enfeksiyonu, siroz hastalığı, olağanüstü alkol tüketimi ve aşırı kilolar, karaciğer kanseri kapsamında dikkate alınması gereken risk faktörleridir. Özellikle siroz hastalığı ve aşırı alkol tüketimi, etkisi bakımıyla bir adım daha ön plana çıkar. Bakılacak olursa siroz hastalığını tetikleyen faktörlerden birinin de alkol tüketimi olduğu görülür. Dolayısıyla, aşırı alkol tüketen bireylerin karaciğer kanserinde olduğu gibi siroz hastalığında da risk grubuna dahil edildiği belirtilmelidir.


Karaciğer kanseri tanısı koyulması kısmında kan testleri, biyopsi, MR ya da tomografi teknikleri kullanılabilir. Bu teknikler içerisinde, kesin sonuç vermesi özelliği ile biyopsi ön plana çıkar. Karaciğerden alınan dokunun incelenmesi neticesinde hastalığın teşhis edildiği bu teknik, diğer tanı tekniklerini destekler niteliktedir.


Testis Kanseri


Adından da anlaşılabileceği gibi erkek bireylerde görülen kanser türleri içerisine dahil edilen testis kanseri, çoğunlukla testisin göz ve el ile hissedilir ölçüde sertleşmesi semptomuyla ortaya çıkar. Kanserli hücrelerin yapısına bağlı olarak bu sertleşmenin boyutu küçülebileceği gibi büyüyebilir de. Kanserli dokular testis ile sınırlı kalmadığından ve büyük çoğunlukla akciğerlerde etki göstermeye devam ettiğinden hastada, nefes alışverişinde güçlük ve göğüs bölgesinde baskı görülebilme ihtimali de vardır. Dolayısıyla, testis kanserinde tek boyutlu düşünmemek ve vücudun genelindeki anormallikleri değerlendirmek gerekir.



Çoğunlukla 35 yaş ve üzerindeki bireylerde görüldüğünden, bu yaş hastalık için kritik  bir önem arz eder ifadesi yanlış olmayacaktır. Hastalığın en önemli semptomunun da testislerdeki hissedilir değişim olduğu düşünüldüğünde, düzenli aralıklarla yaptırılacak olan testis muayenelerin hastalığın teşhisindeki etkisi daha net görülecektir.


Kanser türlerinin birçoğunda olduğu gibi genetik etkiler, testislere alınan şiddetli darbeler, kabakulak hastalığının yetişkinlik döneminde geçirilmesi ve enfeksiyonların etkisi, testis kanserini meydana getiren faktörlerin başında gelir.


Hastalığın tedavisinde diğer kanser türleri tedavisi kapsamında olduğu gibi cerrahi müdahale odaklı bir tedavi metodu belirlenir. Elbette hastalığın derecesine, kanserli hücrelerin etki boyutuna ve hastanın gösterdiği dirence bağlı olarak tedavi takviminde birtakım değişiklikler yapılabilir. Genel olarak bakıldığında; erken evrede teşhis edilen testis kanserlerinde doğrudan cerrahi müdahale ile tedavi mümkünken, ilerleyen evreler için böyle bir durum söz konusu değildir. Özellikle kanser, etki alanını genişleterek başka vücut doku ve organlarında faal olmaya başladıysa cerrahi müdahale öncesinde hastanın rahatlatılması ve kanserin ilerlemesinin durdurulması adına kemoterapi ya da radyoterapi uygulanır.


Kanser Türleri ve Yaşam Süreleri



Kanser türleri ve yaşam süreleri arasındaki ilişkiyi kesin ifadelerle tanımlamak mümkün değildir. Çünkü; bu ilişkiyi etkiyen faktörler hassas dengeler içerisinde yer alır ve bu dengelerin teşhisi hayli zordur. Örneğin; olgunlaşmamış akyuvar hücrelerinde meydana gelen kan kanseri oldukça hızlı sürede etki gösterir ve önlem alınmadığı takdirde hastanın yaşam süresi 2-3 ay ile sınırlanır. Fakat, kan kanserinin bir diğer türü olan kronik kan kanserinde bu süre daha yüksektir. Bunun nedeni ise; hastalığın yapısal olarak yavaş etki göstermesidir. Dolayısıyla, kanser türleri ve yaşam süreleri arasında doğrudan bir ilişki kurmak mümkün değildir.


 


Kemoterapi görenler nasıl beslenmeli ?



kanser türleri

25 Nisan 2018 Çarşamba

md5 123456 md5 12345 md5 şifre 123456 md5 şifre 12345

md5 123456 şifre web sitesilerinin md5 şifreleme algoritması kullanan, şifrelerini unutan kullanıcılar için çok aratılan şifreler arasındadır. Bu şifreyi wordpress cms gibi hazır sistemlerin şifreleme algoritmaları md5 olan gurubun şifre sıfırlaması için kullanılmaktadır. Bu işlemi phpmyadmin md5 var olan şifreyi güncelleyerek yapabilirsiniz.


Md5 şifre nasıl değiştirilir ?


Kullanıcıların unuttukları şifreleri değiştirebilmeleri için kolay olan md5 şifrelerinden md5 123456 yada md5 12345 olanlardan birini tercih etmektedir. Bu şifreler aşağıda belirtilmiştir.


md5 şifre 12345 = 827ccb0eea8a706c4c34a16891f84e7b


SHA1 şifre 12345 = 8cb2237d0679ca88db6464eac60da96345513964

SHA224 şifre 12345 = a7470858e79c282bc2f6adfd831b132672dfd1224c1e78cbf5bcd057

SHA256 şifre 12345 = 5994471abb01112afcc18159f6cc74b4f511b99806da59b3caf5a9c173cacfc5

SHA384 şifre 12345 = 0fa76955abfa9dafd83facca8343a92aa09497f98101086611b0bfa95dbc0dcc661d62e9568a5a032ba81960f3e55d4a

SHA512 şifre 12345 = 3627909a29c31381a071ec27f7c9ca97726182aed29a7ddd2e54353322cfb30abb9e3a6df2ac2c20fe23436311d678564d0c8d305930575f60e2d3d048184d79


md5 şifre 123456 = e10adc3949ba59abbe56e057f20f883e


SHA1 şifre 123456= 7c4a8d09ca3762af61e59520943dc26494f8941b

SHA224 şifre 123456 = f8cdb04495ded47615258f9dc6a3f4707fd2405434fefc3cbf4ef4e6

SHA256 şifre 123456= 8d969eef6ecad3c29a3a629280e686cf0c3f5d5a86aff3ca12020c923adc6c92

SHA384 şifre 123456 = 0a989ebc4a77b56a6e2bb7b19d995d185ce44090c13e2984b7ecc6d446d4b61ea9991b76a4c2f04b1b4d244841449454

SHA512 şifre 123456 = ba3253876aed6bc22d4a6ff53d8406c6ad864195ed144ab5c87621b6c233b548baeae6956df346ec8c17f5ea10f35ee3cbc514797ed7ddd3145464e2a0bab413


 


Diğer algoritamadaki şifreler farklı sistemler içindir. Size yanlızca md5 olanlar unutulan wordpress admin şifreleri için yeterli olacaktır.


Bu işlemi yapabilmek için Web sitesi admin panelinden cpanele bağlanmanız gerekiyor. Cpanel bağlandıktan sonra Veritabanı bölümünün altında phpmyadmin bölümüne giriş yapmalısınız. Eğer bir adet veritabanınız varsa wp_users tablosundaki wp_password sütunundaki değere md5 şifre 12345 karşılığındaki 827ccb0eea8a706c4c34a16891f84e7b değerini girip kaydetmeniz. Bu işlemi yaptıktan sonra hangi wp_login bölümünde göreceğiniz hangi kullanıcının şifresini değiştirdiyseniz o kullanıcının şifresi 12345 olacaktır. Bu işlem ile wordpress admin paneline giriş yapabilirsiniz.


Eğer birden fazla veritabanınız var ise öncelikle ftp’ye girip, wp-config dosyasından wordpressin hangi veritabanı adını kullandığını bulmanız gerekiyor. Bulduktan sonra bir üst paragrafdaki işlemleri sırasıyla yaparsanız probleminiz çözülmüş olacaktır.


 


Geçmiş olsun !



md5 123456 md5 12345 md5 şifre 123456 md5 şifre 12345

Aşk neye benzer

Aşk neye benzer adlı galerisi ile Amanda Oleander, Florida, Fort Lauderdale’de Şili ve Venezüella kökenli ailelere dünyaya geldi. Oleander, 16 yaşındaki Kasırgası Wilma’yı takip ederek Fort Lauderdale’den ayrıldı.  Charlotte, North Carolina’ya taşındı ve burada okulunu tamamladı. North Carolina Üniversitesi’nden bir illüstrasyon ile Güzel Sanatlar Diploması derecesiyle mezun oldu.


2013 yılında Oleander, yaratıcı tasarım ajansı NCLUSIVE ile staj yaptıktan sonra Paris Hilton ve Antonio Cromartie gibi markalar ve ünlüler için grafikler ve çizimler hazırladıktan sonra Los Angeles’a taşındı. 2014 yılında, Oleander E için çalışmaya başladı! İlk in-house, tam zamanlı illüstratör olarak eğlence.


Sözleşmesini tamamladıktan sonra, Oleander, kendi kişisel markasını yarattığı Amanda Oleander’i resimlerini tanıttı.


New York’taki Tomorrow Show TV’de, New York’ta Social Media Baker’ın Engage’sinde, San Francisco’da New York’taki Summit Live’da ve Los Angeles’ta ve Los Angeles’ta, sanat ve sosyal medya konularında bir Keynote Konuşmacı oldu. Miami’deki Art Basel’de Vanity Fair Sosyal Kulübü.


Sanatçının kendi hayatından derlediği ve aşkın en samimi , en doğal halini aşk neye benzer adlı galerisini kendi hayatından esinlenerek bizler için çizmiştir.


Aşk neye benzer galeri





Aşk neye benzer

Prostat Kanseri

Erkek bireylerde en çok karşılaşılan kanser türlerinden biri olan prostat kanseri, Türkiye özelinde bakıldığında her bin kişiden 38’ inde görülürken, küresel ölçekte bakıldığında ise bu sayının 24’ e düştüğü görülür.


Sırasıyla prostat kanseri belirtileri, nedenleri, evreleri ve tedavisinden bahsetmeden önce, hastalık ve hastalığın oluşum gösterdiği prostat bezi hakkında genel bilgiler vermek gerekir. Bu kapsamda istatistiksel açıdan prostat kanserine bakarsak;


  • Küresel düzeyde her 3 dakikada bir prostat kanseri tanısı konulurken, 14 dakikada bir prostat kanseri nedenli ölüm gerçekleşir.

  • Erkeklerin prostat kanseriyle karşılaşma oranları % 16, prostat kanserinin ölümcül yanının gösterme olasılığı % 3’ dür.

İstatistiksel verilerden de rahatlıkla anlaşılabileceği gibi prostat kanseri, ciddiye alınması gereken bir kanser türüdür ve uygun tedavi uygulanamaz ise hastanın yaşamına son verici düzeye gelebilir.


21. yy. teknolojisinin getirdiği görüntüleme cihazları neticesinde prostat kanseri erken evrelerde teşhis edilebilir. Fakat, prostat kanseri de cilt kanseri ve meme kanserinde olduğu gibi yayılım evresinde belirtilerini oldukça iyi gizler. Dolayısıyla bu durumun hasta açısından en tehlikeli yanı hiç şüphesiz; tedavide geç kalınması ve ölüm riskinin ortaya çıkması olacaktır.



Uzman hekimlerin bu noktadaki tavsiyesi; özellikle ciddi anlamda idrar tutamama problemi yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden, herhangi bir problem yaşamayanların ise 40 yaşından sonra yılda bir kez hekim kontrolüne başvurarak muayene olması yönündedir.


Bir önceki paragraflarda ifade olunduğu gibi prostat kanseri en basit ifadeyle; kanserli hücrelerin erken bireylere özgü bir bez olan prostat bezinde ortaya çıkmasıdır. Kanserli hücreler prostat bezinde ortaya çıkmasına rağmen başka vücut dokularına yayılım gösterebilir. Kanser prostatta oluşum göstermesine rağmen vücudun herhangi bir bölgesinde büyüyerek etki gösteriyor ise bu durum “metastaz” olarak ifade edilir.


Prostat bezinin, mesanenin alt bölgesinde bulunan ve erkek üreme hücresi olan spermin sıvı kısmının oluşturulmasında aktif olarak rol alan doku olarak tanımlandığı düşünülürse, prostatta meydana gelecek olumsuzlukların hastanın üreme sistemi üzerinde doğrudan etki sahibi olacağı daha net görülecektir.


Prostat Kanseri Neden Olur?


Prostat kanseri nedenleri kapsamında üzerinde durulması gereken ilk nokta; kanser türlerinin çoğunda olduğu gibi prostat kanserinde de hastalığı tetikleyen etmenlerin yani risk faktörlerinin bilinmesine rağmen, hastalığın nedenlerinin tam olarak tespit edilmemesi durumu vardır.



Prostat kanseri kapsamında değerlendirilen etkenleri şu şekilde detaylandırmak mümkündür;


  • Genlerin Etkisi: Tüm kanser türlerinde olduğu gibi genetik faktörlerin etkisi prostat kanserinde de etki sahibidir fakat, diğer kanser türlerine kıyasla bu etkinin derecesinin daha düşük olduğunu ifade etmek gerekir. Dolayısıyla hekimlerin prostat kanseri şüphesiyle yaklaştığı bireylerde üzerinde durduğu ilk nokta; “Birinci dereceden akrabaların içerisinde daha önce prostat kanseri yaşayan var mıydı?” sorusunun yanıtı olacaktır. Çeşitli kliniklerde yapılan araştırmalar neticesinde belirtilen sorunun yanıtının prostat kanseri üzerinde % 10 etkili olduğu tespit edilmiştir.

  • Yaş Faktörü: Kanser üzerinde etki sahibi olan faktörlerden bir diğeri de, bireyin yaşıdır. Prostat kanseri kapsamında bakıldığında 50 yaşın hayli kritik öneme sahip olduğu görülür. 50 yaşın aşmış erkek bireylerde hastalık ile karşılaşma riski katlanarak devam eder. Elbette burada belirtilen 50 yaş bireyin fizyolojik yapısına bağlı olarak değişken değerler alabilir. Bir önceki satırlarda ifade olunduğu gibi uzmanlar, ortalama verilere dayanarak kritik yaşı 40 olarak belirlemiştir.

  • Bireyin Irkı: Prostat kanseri vakıalarına bakıldığında siyahi ırka mensup olan bireylerin diğerlerine kıyasla gözle görülür derecede ön plana çıktığı saptanmıştır. Dolayısıyla bu durum siyahi ırkın, prostat kanserinin risk gruplarına dahil edilmesine neden olur.

  • Bireyin Beslenme Alışkanlığı: Her ne kadar etkisi kesin olarak kanıtlanmamış olsa da, bireyin beslenme tarzının hastalık üzerinde etki sahibi olduğuna inanılmaktadır. Bu bağlamda, bireyin vücut sistemleri özellikle de bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkiye sahip besin gıdalarının tüketiminden uzak durması gerekir.

Görüldüğü üzere hastalığın oluşumunda etki sahibi olduğu bilinen faktörlerin sayısı hayli azdır. Bu durum hiç şüphesiz hastalığın nedenlerinin tam manasıyla tespit edilmemesinden kaynaklanır ve prostat kanseri tanısı konulduktan sonra, hastada bu sorunu oluşturan faktörün doğru bir şekilde tespitini zorlaştırır.


Prostat Kanseri Belirtileri



Prostat kanseri yayılım hatta kimi zaman da gelişim evrelerinde dahi kendisini belli edecek semptomları ortaya çıkartmayabilir. Bu durumda da, hastalığın müdahale edilmesi gereken aşamadan öteye geçerek bireyin yaşamına son vermesi muhtemel hale gelir.


Erken tanı ve tedavi noktasında en güvenilir yöntem; 40 yaşına kadar iki yıl bir, 40 yaşından sonra ise yılda bir kez gerekli tetkiklerin yaptırılmasıdır.


Prostat kanseri belirtileri seyri açısından genel bilgiler verdikten sonra, hastalığın belirtilerini sıralamak mümkündür;


  • Bireyin idrarını kontrol edememesi ve boşaltım esnasında keskin bir ağrı hissetmesi.

  • İdrarda önemli ölçüde tazyik azalması.

  • Ereksiyon probleminden dolayı bireyin cinsel hayatının belirgin ölçülerde azalması.

  • Vücudun herhangi bir bölgesinde meydana gelme ihtimali olmasıyla birlikte, özellikle kasık bölgesinde ağrı.

Burada parantez açılması gereken önemli noktalardan bir tanesi de; prostatta oluşum gösteren ve zamanla diğer vücut doku ve organlarına sıçrayan kanserli hücreler, etki gösterdiği dokunun vücutta meydana getirdiği etkilere bağlı olarak da kendini belli edebilir. Dolayısıyla prostat kanseri kapsamında yalnızca bir bölge ile sınırlı kalınmamalı, geniş bir bakış açısına sahip olunmalıdır.


Son olarak; prostat bezi büyümesiyle ortaya çıkan semptomların prostat kanseriyle aynı etkiyi gösterdiğini, dolayısıyla bu iki durumun karıştırılmaya müsait olduğunu ifade etmek gerekir.


Prostat Kanseri Evreleri


Prostat kanseri temel olarak 6 evreye ayrılır ve bu evrelerden başlangıç evresi olan 1.evrede hastalık kati suretle semptomlarını belli etmez. Hastalığın ilk dört evresinde klasik şekilde kanserli hücreler yayılım ve etki göstermeye devam eder. Fakat, 5.evre hastalık için deyim yerindeyse dönüm noktasıdır.


  1. evrede kanserli hücreler prostat bezi dışarısında etki göstermeye başlayarak vücut sistemini bütünüyle etki altına almaya başlar. Dolayısıyla hastalığın en geç 5. evrede teşhis edilmesi gerekir. Aksi takdirde, hasta ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır.

Prostat Kanseri Tedavisi


Prostat kanseri tedavisi noktasında tercih edilebilecek metodun belirlenmesinde; kanserli hücrelerin boyutu, etki gösterdiği alan ve hastanın bağışıklık sisteminin hastalığı gösterdiği direnç etki sahibi olur.



En etkin tedavi yöntemi cerrahi müdahale olup, tedavinin düğüm noktasını; prostatın vücuttan uzaklaştırılması oluşturur. Erken dönemde prostat kanseri tanısı konan hastalarda, tedaviden ziyade kanserin takibi ve kontrolü esas alınır. Cerrahi müdahale uygulandığı takdirde ise laparoskopi tekniği ile uygulanır. Bu teknik klasik cerrahi müdahalelere kıyasla; ameliyat sonrası gelişebilecek komplikasyonların azlığı ve tedavi başarı yüzdesinin yüksek olması ile ön plana çıkar. Buna ek olarak laparoskopi, hastaları estetik yönden genellikle memnun eden bir cerrahi operasyon ortaya çıkartır.


Cerrahi müdahalede prostatın alınması esnasında ereksiyon durumunu meydana getiren sinirsel iletimin bu kapsamın dışında tutulması muhtemeldir. Burada hekimin becerileri ve kanserin durumu büyük önem taşır.


Hastalığın evre-tedavi kapsamını detaylı bir şekilde incelemek gerekirse;


  • ve 2.evrede teşhis edilen prostat kanserinin tedavisinde cerrahi müdahale, radyoterapi ve hormon tedavisi kullanılabilir. Burada hormon tedavisi ilk aşamada kullanılmamakla birlikte hastanın genel durumuna bakılarak kullanımına karar verilir.

  • evre için de cerrahi müdahale ve radyoterapi geçerlidir. Burada ilk iki evreden farklı olarak hormon tedavisinin yanında kemoterapi de uygulanabilir. Belirtilen tedavi metotları ilerleyen evreler için değişkenlik göstermeyecektir.

Genel olarak özetlenecek olursa; prostat kanseri tedavisinde diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi hasta odaklı bir planlama yapılır ve bu nedenle kullanılan tedavi yöntemleri hastaya bağlı olarak ufak tefek değişiklikler gösterebilir.


Prostat Kanseri Öldürür Mü?


Kanser türlerinin tümünde olduğu gibi prostat kanserinde de hastanın ölüm riskiyle karşı karşıya kalması muhtemeldir. Özellikle geç evrede teşhis konulan ve bununla ilintili olarak tedavisinde geç kalınan prostat kanserinde hasta için hayli tehlikeli bir durum söz konusudur.



Buna ek olarak; elbette, gerekli müdahaleler yapıldığı ve kanserli hücreler kritik noktaları etkilemediği takdirde hastanın tedavi edilmesi kuvvetli bir olasılıktır. Nitekim yapılan araştırmalar neticesinde prostat kanserinde ölüm riskinin % 3 olduğu tespit edilmiştir. Bu ölümlerin içerisinde en büyük etkiye sahip olan bölüm; hastalığın geç teşhis edilmesidir.


Dolayısıyla birçok defa yinelendiği gibi belirli aralıklarla muayene olmanın öneminin birey sağlığı üzerindeki etkisini tekrar etmek gerekir.


Prostat Kanserinde Tedavi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler


Özellikle etki derecesi hayli genişledikten sonra tedavi edilen prostat kanserleri başta olmak üzere, tüm kanser türlerinin tedavi edilmiş olmasına rağmen belirli bir tekrar etme riski her zaman mevcuttur. Hastalığın tekrar etmesi durumunda vereceği tahribat hiç şüphesiz ilk kez ortaya çıktığında daha şiddetli ve yıkıcı olacaktır. Dolayısıyla, hastalığın tekrar etmesinin önüne geçilmesi ve bütünüyle sağlıklı bir tedavi açısından, yalnızca tedavi önce ve tedavi esnasında değil sonrasında da gerekli önlemler alınmalıdır.



Bu kapsamda alınabilecek önlemlerden ilki; hastanın, vücut bağışıklık sistemini kuvvetlendirmesi adına beslenme ve yaşam tarzını düzenlemesidir. Yapıcı yönü yüksek protein ağırlıklı besinlerin tüketimine yönelmesi ve tazeliği ile hijyeninden emin olduğu sebzeleri tüketmesi gerekir. Yaşam tarzından kasıtta ise uyku düzeni ve fiziksel aktiviteler vardır. Vücudun her bir hücresi için büyük öneme sahip olan uyku, iyileşme sürecinin kesintisiz devamını sağlayacak ve vücudun onarımını kolaylaştıracaktır. Fiziksel aktiviteler ise hastanın tedavi sırasında çektiği psikolojik problemlerin ortadan kaldırılmasına ek olarak; kas-iskelet sistemi başta olmak üzere dolaşım, boşaltım ve solunum sistemlerinin düzenlenmesine katkı sağlayacaktır.


Bireyin tedavi sonrasında alması gereken son önlem; kontrollerini aksatmaması ve tedaviyi uygulayan hekimin tavsiyelerinin dışına çıkmamasıdır. Düzenli periyotlarla yapılacak kontrollerde hastalık tekrar etme belirtisi gösterdiği anda vakit kaybetmeden kontrol altına alınarak ortadan kaldırılabilecektir.


Belirtilen tüm faktörler birarada uygulandığı takdirde tedavinin başarı yüzdesi artacağı gibi hastalığın tekrar etme olasılığı da minimize edilmiş olacaktır.


Prostat Kanseri Ameliyatı


Prostat kanseri tedavisi kapsamında belirtildiği gibi hastalığın tedavisinde temel noktayı cerrahi müdahale oluşturur. Kemoterapi, radyoterapi ve hormon tedavisi de kullanılıyor olmasına rağmen, kanserli dokuların vücutta çıkartılması ameliyat ile mümkündür. Dolayısıyla, ağrılık verilen temel noktanın cerrahi müdahale olduğunu söylemek yanlış olmaz.



Prostat kanseri ameliyatı, gelişen tedavi metotları sayesinde hastanın kolaylıkla taburcu olabileceği şekilde düzenlenebilir hale gelmiştir. Özellikle laparoskopi olarak adlandırılan ameliyat tekniği ile prostat ve kanserin sıçradığı diğer dokuların vücuttan çıkartılması daha da kolaylaşmıştır. Kapalı ameliyat tekniği olarak adlandırılan yöntemin son avantajı da; ameliyat esnasında ve sonrasında gelişebilmesi muhtemel komplikasyonları minimize etmesidir. Tüm bunlara bakıldığında tekniğin kanser gibi ince dokunuşlar gerektiren bir hastalığın tedavisi için hayli uygun olduğu görülür.



Prostat Kanseri